Tasarımlarınızı E-Ticaret ile Tanıştırın

Yaratıcı insanlara hayatım boyunca hayran oldum. Özellikle biriktirdikleri tüm deneyimlerini farklı çalışan zihinleri ile işleyip hepimizin görebileceği, dokunabileceği ya da işitebileceği bir çıktı haline getirmeleri ve bunu sürekli olarak yapabiliyor olmaları gerçekten muhteşem.

Dijital dünyada Pinterest, Instagram, YouTube gibi platformlar milyonlarca yaratıcı insanı takip edebilme şansını bize sunuyor. Özellikle hashtagler sayesinde ilgimizi çeken yetenekleri takip edebilmek oldukça kolay.

Benim favorim ise Instagram’daki tasarım sayfalarını takip etmek. Oradaki ürünler ne olursa olsun, hatta asla kullanmayacağım bir ürün bile olsa, o tasarımın arkasındaki hikayeyi, hangi zihinsel ve fiziksel süreçlerden geçerek son haline ulaştığını öğrenmek oldukça hoşuma gidiyor.

Tasarımcıları takip ederken, ister istemez farklı bir gözle bu sayfaları inceliyorum. Bir yazılım geliştirici, girişimci aynı zamanda da yıllarca e-ticaret yapan insanlara hizmet vermiş biri olarak, zihnim ister istemez
‘Bu ürün nasıl daha iyi bir şekilde tanıtılır?’, ’Doğru hedef kitleye nasıl ulaşılır?’ ve ‘Ne yapılırsa bu emek, hak ettiği ekonomik değeri alır?’ gibi sorularla meşgul oluyor. Aslında asıl soru şu: ‘E-ticaret ile bu ürün nasıl satılabilir?’

ÖNCE OYUNUN KURALLARINI ÖĞRENİN

Bana ‘Nereden başlamam gerekiyor?’ sorusuyla gelen herkese şu örneği veriyorum. Bir piton yılanıyla Amazon’da mı karşılaşsanız daha güvende hissedersiniz yoksa Mavişehir’de mi?

Sanıyorum hepimizin cevabı Mavişehir olurdu. Çünkü genel olarak yabancı olduğumuz ortamlarda kendimizi güvensiz hissederiz. E-ticaret dünyasında da bu böyle. Size rahatlıkla, dijital dünyanın dinamiklerini bilmeyen çoğu girişimci adayı için e-ticaretin uzaktan korkutucu göründüğünü söyleyebilirim. 

Bu anlamda ilk olarak yapmanız gereken; dijital dünyayı iyi anlamak ve e-ticaret dünyasının kurallarını doğru bir şekilde öğrenmek.

EN ÖNEMLİSİ PAZARLAMA

‘Ben tasarımcıyım pazarlama konusunda hiçbir bilgim yok’ diye düşünüyor olabilirsiniz. İyi haber şu ki, aynı zamanda pazarlamanın en kolay olduğu çağda yaşıyorsunuz. Örneğin çok işlek bir caddede bir mağaza açmak zorunda değilsiniz, kapı-kapı gezerek ürününüzü tanıtmanıza da hiç gerek yok. Tek yapmanız gereken doğru bütçe planlamasıyla birlikte size uygun pazarlama stratejinizi belirleyip ürününüzü dijital dünyadaki vitrininize taşımak.

Ayrıca pazarlama stratejinizin merkezine veri analizini koyarsanız başarılı olma şansınız da oldukça yüksek. İşinizi kurarken ya da geliştirirken size yardımcı olabilecek çok fazla veri şu an erişilebilir şekilde internette sizi bekliyor. Tek yapmanız gereken onlara ulaşmayı öğrenmek. Örneğin satmayı planladığınız ürünün tahminen hangi şehirde daha çok alıcısı olduğunu bir tıkla öğrenmeniz mümkün. Aynı şekilde basit bir anket yaparak bile ürünlerinizi hedef kitlenize sunup onların görüşlerini alabilirsiniz. Önemli olan bu edindiğiniz bilgileri doğru şekilde saklamak ve stratejinizi bu verilerin ışığında belirlemek.

E-TİCARET SANDIĞINIZ KADAR KOLAY YA DA ZOR OLMAYABİLİR

Genelde e-ticarete başlamaya karar vermeden önce iki çeşit girişimci adayı yaklaşımıyla karşılaşıyorum. Birincisi ‘Pazarlama, marka oluşturma, müşteri ilişkileri bunlar çok zor işler ben bunu beceremem’ diyen girişimci adayları. İkincisi ise ‘Zaten benim ürünüm çok güzel ve bunu mağazada sattığım gibi internette de kolaylıkla satabilirim’ şeklinde yaklaşan girişimci adayları.

Bence bu iki görüş de gerçeği pek yansıtmıyor. Çünkü e-ticarette başarı birbiriyle bağlantılı birçok çarkın uyum içerisinde çalışması sonucu geliyor.
Bu çarkların işleyişini doğru bir şekilde öğrenmeden başarılı olup olamayacağınızı düşünmek çok doğru değil.

Ayrıca bu çarkların işleyişi konusunda bilgi sahip olabilmek için birçok kitaba, eğitime ve bu konuda size yardım edebilecek profesyonel kişilere kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Umarım çok daha fazla tasarımcı, girişimcilik özelliklerini geliştirerek daha fazla insana ürünlerini ulaştırabilir, böylece daha iyisini yapabilmek için motivasyonunu devam ettirebilir. Estetik kaygıyla üretilen ürünlerin hayatımıza daha çok girdiğini bir düşünsenize? 

Bence müthiş olurdu!