Online Hizmet Paniği

Bugün karantinanın bilmem kaçıncı günü, burada anlatacağım konudan salgının ilk başlarında çok bahsetmek istemedim çünkü gidişatı gözlemlemek daha akılcı geldi. Belki ben ön yargılı davranıyor olabilirim diye düşünerek geri planda durdum. Ancak değişen pek bir şey olmadı ve pek değişecek gibi de durmuyor. “Online Ders, Online Görüşme, Online ….” konusunun an itibariyle boku çıkmış durumda! Şimdi bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Benim yaşım 37. Bu sosyal medyanın emeklediği zamanları bilirim. O zamanlar sadece facebook vardı. Millet bir birine rakı sofrası falan gönderiyordu (ne yazıkki sanal olarak). O dönemlerden beri sosyal medya çok fazla değişti. Hatta E-Ticaret eğitimlerime gelen katılımcılara 5 saat süren eğitimin ilk 1 saatinde internetin evrimini anlatırım, sosyal medyanın geçmişi ve geleceği de o sürenin önemli bir kısmını oluşturur.

Sosyal medyanın her şeyini tartışabiliriz ama hayatımızın değişmez bir gerçeği olduğunu tartışamayız. Yediği yemekten, sevgilisine, çocuğuna, kedisinden, siyasi görüşüne, yemek tarifinden, güzel vücutlarına kadar insanlar her şeylerini paylaşıyorlar. Ben de onlardan biriyim. Ben biraz daha işim ile ilgili paylaşımlar yapıyorum. Ancak bu benim doğru yaptığım, kedi paylaşanın yanlış yaptığı anlamına gelmez. Hatta insanların eğlenmek, güzel vakit geçirmek için bulunduğu bir mecrada iş paylaşıyor olmak daha saçma bile olabilir.

Ancak hedef kitleniz Instagram’daysa ve ürün ya da hizmetinizi tanıtmak istiyorsanız doğru stratejiyle gayet başarılı sonuçlar alabilirsiniz. Örneğin; yukarıda bahsettiğim E-Ticaret eğitimimin duyurusunu ve reklamını hep Instagram üzerinden yaptım ve hemen hemen her düzenlediğim eğitime baya bir katılımcı da başvurdu. Geçen ay Instagram’daki paylaşımlarım sayesinde yazılım geliştirici olduğumu anlayan bir arkadaşım, 10 yıldır yüz yüze görüşmemize rağmen benden web sitesi geliştirme hizmeti aldı. Dolayısıyla dijital mecralar kesinlikle doğru yönetilirse işinize yarayabilir.

Yukarıdaki anlattıklarımı cebinize koyduysanız ana yemeğe geçebiliriz…

Malumunuz Covid-19 salgınıyla birlikte “Yeni Dünya Düzeni”, “Dijital Dünya Düzeni” vs gibi kavramları sosyal medyadan, tv programlarına kadar her yerde duymaya başladınız. Ben ve benim gibi teknoloji geliştiren tipler için bu konuyla ilgilenmemiz belki 10 yıl öncesine dayanmakta. Bir astrolog değilim ama yıllardır her gün dijitalleşme ilgili bir şeyler okuyan (sadece popüler olduğu zaman değil) onlarca proje üreten, üzerine bir de firmaların “Dijital Dönüşüm” lerine danışmanlık hizmetimle katkıda bulunmaya çalışan bir yazılım geliştirici ve girişimciyim. Ben ve benim gibiler zaten her yerde bas bas bağırıyorlardı bu günleri ama kimse bizi anlamadı daha doğrusu anlamak istemedi. Çünkü geleneksel yöntem güvenli alanlarıydı.

Bu dönem öncesinde, dijitalleşmeyi anlayamayanlar bu dönemde de zaten hala olayı anlamadıklarını çok açık bir şekilde belli ediyorlar. Şu an Instagram hesabımda maruz kaldığım “Online Dijital Pazarlama Eğitimi”, “Online E-Ticaret Eğitimi” ,”Online Yoga”, “Online Terapi” sponsorlu paylaşımlarının sayısını anlatamam. Nereye baksam Online kelimesini görüyorum. Bu dönemde online hizmetlerinin reklamlarını veren kişilerin ya da firmaların çok az bir kısmı kalıcı bir başarı sağlayabilir. Geri kalan çoğunluk ya yakında vazgeçecek ya da beceremeyecekler.

Peki kim bu başarılı olacak azınlık?

Cevap çok basit. Bu dönemden önce de dijitalleşme adımları atan, online hizmetler vermeye başlayan kişiler ve firmalar. Onlar zaten hep buradaydı, ya da deli gibi şu an “ONLIIIIIIIIIINEEEEEE DEEEEEEERSLER” diye bağıran ama düne kadar internetle işi olmayan arkadaşların yaşayacakları sorunları çoktan yaşadılar. Şu an ne yapmaları gerektiklerini biliyorlar ve sakince onu yapmaya çalışıyorlar.

Bakın dijitalleşme 1 haftada olmaz. Olduğunu sanırsınız. Ben bunu koskoca firmalarda gördüm. Yıllarını, tonlarca paralarını harcayıp dijitalleşme süreçleri hüsranla sonuçlanan dolu firma var. Bu şu an bireysel hizmet veren ve dijitalleşmeye çalışan kişiler için de geçerli. Kim mi bunlar; “doktor ,psikolog, yoga eğitmeni, diyetisyen, yazılım geliştirici, spor hocası, tasarımcı vb…” Sen önce kendini dijitalleşmeye hazırlamalısın. Kafa yapını tamamen değiştirmelisin ve bu keskin şekilde olmaz, yavaş yavaş olur. Belki aylarını harcamalısın hatta bedel ödemeyi kabul etmelisin. Maddi ve manevi yatırımlar yapmalısın.

Sevgili Dijitalleşmeye Çalışan Arkadaşım;

Bu satıra kadar yazdıklarım nedeniyle bana kızmış olabilirsin. Hatta kızman benim için iyi, bu haklı olduğumu gösterir. Birazdan yazacaklarım senin yararına olacaktır.

Öncelikle dijitalleşme çabanı alkışlıyorum. Kesinlikle doğru yoldasın. Bu salgın sende yeni bir bakış açısı geliştirmiş belliki. Aşağıda sıraladığım önerilerimin işine yarayacağını düşünüyorum… Bunları uygularsan gerçekten dijitalleşmeye adım atmış olursun.

  1. Online vermeye başladığın hizmetlere bu salgın biterse bile devam et. Yoksa hedef kitlen seni fırsatçı olarak görür. (Müşteri aidiyetini kaybedersin)
  2. Mutlaka kendi sektöründeki uluslararası örnekleri incele. Çünkü onlar muhtemelen 5 yıl önce senin şu an yapmaya çalıştığın şeyi yapmaya başladılar.
  3. Bu dönemde mümkünse ücretsiz hizmetler ver. Çünkü büyük ihtimal Online Hizmetin başarılı olamayacak (doğal olarak çünkü yenisin) insanlar en azından verdiği para üzerinden seni kötülemez.
  4. Mutlaka geri dönüş al. Kafanın dikine gitme öz eleştiri yap ve gelişmeye odaklan.
  5. Evinde bir alanı online hizmetin için organize et. Bu bir oda olabilir, bir koltuk olabilir. İnsanların karşısına o ortamda çıkmaya özen göster.
  6. Kıtlıktan çıkmış gibi reklamını yapma. Biraz sakin ol. Kısa sürede para kazanamayacaksın o kesin.
  7. Kendine ait bir profesyonel web siten olsun. Orada insanlara sadece hizmetlerini anlatma onları bilgilendir.
  8. En önemlisini son maddeye ayırdım. İçinde bulunduğun ortamı tanı. Yani dijital dünya hakkında oku, etrafını izle, dinamiklerini araştır. Neyi neden yaptığını mutlaka bil. Burası pek ezberi sevmez.

Bu 8 maddenin gerisi senin kişisel yolculuğunda edineceğin tecrübelerdir. O tecrübeler dahilinde zaten kendi işinin daha iyi versiyonunu mutlaka geliştirirsin.

Bu arada şundan da bahsetmek istiyorum; işinizin her bölümünü Online olarak yapmak zorunda değilsiniz. Arkanızdan kimse silahla kovalamıyor.

Örneğin ben E-Ticaret eğitimimi Online yapabilir miyim? Evet yapabilirim. Peki yapmak istiyor muyum? Hayır istemiyorum. Çünkü o eğitimlerdeki 10 kişilik gruba sunum yaparken onlarla aynı odada olmak ve aynı havayı solumayı seviyorum. 3-5 kuruş fazla kazanacağım diye o motivasyonumun üzerini çizmek istemiyorum. Bu böyleyken, Dijital Pazarlama ve E-Ticaret danışmanlığı hizmetimi Online olarak yapmaya devam ediyorum. Çünkü zaten yapıyordum ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğim.

Uzun lafın kısası, dijitalleşme yolculuğuna başlayan kişiler ya da firmaların bir kısmı gerçekten dijitalleşecek bazıları ise dijitalleşmiş gibi yapacak. 2020 sonrası “mış gibi yapanlar” için pek iyi geçmeyecek gibi.