KİMİM BEN?

Her şey 2008 yılında Ege Üniversitesi Kimya Bölümü’nü son sınıftayken bırakmaya karar vermemle başladı. Herkes tarafından tartışmasız kabul gören “Üniversite Mezunu” statüsünden vazgeçerek ilk büyük kumarımı oynadım. Malum etrafımdaki “Mantıklı” kişiler beni bu karardan vazgeçirmeye çalışsa da artık ok yaydan çıkmıştı.

Takip eden bir sene boyunca evde pizza yiyip bilgisayar oynadım. Pardon bir de Amerikan Futbolu oynuyordum. Bir gün takım arkadaşlarımdan biriyle bira içerken ona bir telefon geldi. Telefonla konuştuktan sonra çantasından laptopını çıkararak siyah bir ekranda bir şeyler yazmaya başladı. Ben o sırada elimde bardak sağa sola bakıyordum. (akıllı telefonlar henüz köleleştirmemişti) İşi bitince, ne yaptığını sordum. “Abi web sitesi yapıyorum bir müşterime onunla ilgili bir düzeltme yaptım” dedi. İçimden ‘Ama bilgisayar mühendisi değilsin?’ dedim ve sordum. Söylediğine göre kod yazmak kendi başına öğrenilebilecek bir zanaatmış.

Eve gidince açtım Google’ı ve yazdım; “Web sitesi nasıl yapılır?” O zamanın dünyasında bugünkü gibi sınırsız online kaynak yoktu. O nedenle bulabildiklerimi takip edip anlamadığım yerleri de deneme yanılma yöntemiyle boza boza öğrenerek 3 ay sonunda kendi web sitesi yaptım ve yayınladım. Daha sonra çevremdeki insanların firmalarının web sayfalarını ücretsiz olarak ya da komik bir ücret alarak yapmaya devam ettim. Yaklaşık 6 ay sonra ise stajyer olarak bir firmada işe başladım. Tabi ki ilk deneme faciayla sonuçlandı ve beni ‘Bu yaştan sonra senden bir şey olmaz’ diyerek kapının önüne koydular.

Para lazım, paradan önce başarmam lazım artık olay gurur meselesi oldu. Tabi etrafta “Ben söylemiştim abi neden bıraktın Kimya’yı” demeye başlayan insanlar tekrar türemeye başladılar. Onlara kulakları kapadım sinirimi dizginledim (size de öneririm). Eve kapanıp günde 10 saat civarı aralıksız kod yazmaya ve her dakikasında daha fazla öğrenmeye çalıştım. Freelance olarak da sağdan soldan gelen işleri yapıyordum.

2010 yılında artık sektörde tam zamanlı olarak çalışmaya tekrar karar verdim. Bu sürede genelde İzmir’deki irili ufaklı reklam ajanslarında ve yazılım firmalarında çalışmaya başladım. Bunların hemen hemen hepsinde 1’er sene civarı çalışabildim. Ya paramı zamanında alamıyordum, ya da düşündüğümü direkt söyleyen biri olduğum için kurum içinde uyum sağlayamıyordum. Performansım yeterli olmadığı için işten çıkarıldığım da oldu (gerçekten bir dönem düşüktü).

Kurumlarda çalışırken iniş çıkışlar yaşasam da değişmeyen tek şey “Yeni bir şey öğrenme” içgüdümdü. İçgüdü diyorum çünkü bunun sürmesi için hiç çaba sarf etmedim. Mesleki olarak gelişmenin yanında bir çok insan tanıdım, artıları eksileri doğruları hataları iyi gözlemledim ve “Çalışan ne hisseder?” “Müşteri ne hisseder?” sorularının cevabını öğrenmiş bir şekilde kariyerimin bu dönemini sonlandırdım.

Artık sırada “Kendi İşimi Kurmak” vardı. 2015 yılında cebimdeki 3000 TL ile ilk şirketimi kurdum. Sıfır sermaye ve yoğun emek ile çevresel şartlara rağmen ayakta kalmayı başardım ve önce 2016’da ilk Startupımı kurma 2017’de ise ikinci ortaklığımı kurma şansına ulaştım. Bir çok yazılım geliştirici ve tasarım uzmanı çalışma arkadaşımla birlikte yıllardır girişimcilik mücadelemi halen devam ettiriyorum.

Pandemi ile birlikte dünyada her şey değişti. Hatta şu an, bu satırları yazarken Covid Pozitifim.

Bireyler de kurumlar da pandemi ile birlikte Dijitalleşmenin ortasına düştüler. Yıllarca buna direnen kurumlar ve kişiler gördüm ancak artık bu kazanılacak bir şavaş olmaktan çıktı. Tek çare olan “Uyum Sağlamak” kısmında kimi kişi ve kurumlar oldukça hazırlıklıyken, çoğu ise bu süreçte ciddi yara aldılar. Ancak hepimiz biliyoruz ki bu yolun dönüşü yok ve her kurum ve kişi Dijitalleşmek ZORUNDA.

Bu anlamda, yılladır verdiğim Yazılım Geliştirme ve Yazılım Eğitimi hizmetlerimin yanına bir de hem bireyler hem de kurumlar için Dijital Dönüşüm Danışmanlığı‘nı ekledim. Gerek birey gerek kurum olarak Dijital Dönüşüm’ünüze doğru yerden başlamak ve yolculuğunuz boyunca yol arkadaşınız olmamı isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.